Işık sensörü, ortamın aydınlığını ölçüp ekran parlaklığını ona göre ayarlayan küçük göz. Güneşe çıkınca ekranın kendiliğinden parlaklaşması, karanlık odada kısılması onun işi.
Işık sensörü, ortamın aydınlığını ölçüp ekran parlaklığını ona göre ayarlayan küçük göz. Güneşe çıkınca ekranın kendiliğinden parlaklaşması, karanlık odada kısılması onun işi. Ekranın üst bölgesinde, yakınlık sensörünün komşuluğunda oturur; True Tone gibi renk ayarları da aynı sensör ailesinin ölçümlerinden beslenir.
Şaştığında iki tipik şikayet doğar: ekran güneşte kısık kalır ve hiçbir şey okunmaz, ya da karanlıkta göz alacak kadar parlak yanar. Kullanıcı genelde sensörü değil ekranı suçlayarak gelir; oysa panelin kendisi sapasağlamdır, ölçen göz yanılmaktadır.
Sebepler tanıdık: sensör penceresini kapatan koruyucu cam ya da kılıf, pencereye birikmiş toz, ekran değişiminde hizasız oturmuş sensör bölgesi, kopya panellerin ışık geçirgenlik farkı. Yazılım tarafı da masum değil; otomatik parlaklık algoritmaları alışkanlıklarınızı öğrenir, sürekli elle parlaklık düzelten kullanıcının telefonu bir süre tuhaf davranabilir. Ayarlardan otomatik parlaklığı kapatıp açmak bu öğrenmeyi sıfırlar, evde denemeye değer.
Donanım tarafıysa iş bize düşer: pencereyi temizliyoruz, hizayı düzeltiyoruz, gerekirse sensör flex kablosunu değiştiriyoruz. Ekran değişiminden sonra başlayan parlaklık tuhaflıkları çoğunlukla hizadan çıkar ve dakikalar içinde çözülür. Ekranı bizde değişen telefonlarda bu kontrol teslim öncesi zaten yapılıyor.